Tedaviye başlamadan önce yaşadığımız en büyük sorun, annemin yürüyememesi ve bizimle neredeyse hiç konuşmamasıydı. Ablamın yaşadığı rahatsızlığın ardından annemin sağlık durumu da kötüleşmiş ve doktorlar tarafından demans tanısı konmuştu.
Annem yatağından tek başına kalkamıyor, tuvalet ihtiyacını kendi başına karşılayamıyor ve günlük yaşamındaki en temel ihtiyaçlarında bile desteğe ihtiyaç duyuyordu. Destek almadan yürüyemiyor, yürümeye çalıştığında ise yalnızca birkaç adım atabiliyor, ardından bacaklarındaki güçsüzlük ve hissizlik nedeniyle düşecek gibi oluyordu. Hareketleri oldukça kısıtlıydı, çok çabuk yoruluyor ve kas kaybı her geçen gün daha da belirgin hâle geliyordu. Fiziksel olarak yaşadığı bu zorluklar, zamanla psikolojisini de etkilemişti.
Ancak bizi en çok üzen şey, fiziksel zorluklardan çok annemin kendi içine kapanması ve hayattan vazgeçmiş görünmesiydi. Ona sevgimizi ve ilgimizi göstermeye çalışsak da gözlerimizin önünde yaşamdan uzaklaştığını hissetmek, bizim için tarif edilemeyecek kadar ağırdı.
Turgay Hocamız ile tedaviye başladığımızda ilk fark ettiğimiz şey, anneme olan samimi ve içten yaklaşımıydı. Tedaviye yalnızca fiziksel hareketlerle başlamadı; önce anneme başarabileceğini hissettirdi. Sürekli "Sen yapabilirsin, çok iyisin." diyerek onu cesaretlendirdi ve zamanla kaybettiği öz güvenini yeniden kazanmasına yardımcı oldu.
Bence özellikle annem gibi ileri yaştaki hastaların yalnızca egzersize değil; ilgiye, güvene, anlaşılmaya ve yapabileceklerine inandırılmaya da ihtiyaçları var. Annemin motivasyonunun güçlenmesinde Turgay Hocamızın yaklaşımının çok büyük etkisi oldu.
Tedavi sürecinin ardından annem adeta yeniden doğmuş gibi oldu. Tuvalet ihtiyacını kendi karşılamaya, kıyafetlerini kendi değiştirmeye ve yemeğini kendi yemeye başladı. Daha önce merdivenleri inip çıkamazken zamanla bunu kendi başına yapabildi. Yatağına kendisi yatıp kalkmaya başladı. Günlük yaşamında yeniden bağımsızlaşmaya başladığını görmek, bizim için paha biçilemezdi.
Turgay Hocamızın anneme yaklaşımı yalnızca fizyoterapist-hasta ilişkisiyle sınırlı değildi. Onunla konuştu, onu sabırla dinledi ve her zaman değerli hissettirdi. Tedavi sırasında annemin terliğini giydirmesi, başörtüsünü düzeltmesi, terleyip terlemediğini kontrol etmesi ve kıyafetleriyle ilgilenmesi gibi küçük görünen davranışlar, aslında ne kadar dikkatli, şefkatli ve özverili çalıştığını gösteriyordu.
Daha önce de farklı fizyoterapistlerle çalışmıştık. Herkesin emeğine ve mesleğine saygımız sonsuz. Ancak bu süreçte bir hastanın iyileşmesine yardımcı olabilmek için yalnızca hareket yaptırmanın yeterli olmadığını, aynı zamanda onun kalbine de dokunmak gerektiğini gördük.
Annem, Turgay Hocamızın geleceği günlerde onu camda beklemeye başlamıştı. Onu gördüğünde yüzünde oluşan tebessüm bizim için her şeye değerdi. Daha önce bizimle dahi konuşmak istemeyen annem, onun iletişimi ve motivasyonu sayesinde yeniden hayata katılmaya başladı.
Bugün annem daha enerjik, daha istekli ve hayata çok daha umutlu bakıyor. Rabbim ona ne kadar ömür verir bilemeyiz; ancak şu an annemin yeniden yaşama tutunmasında Turgay Hocamızın emeğinin çok büyük olduğuna inanıyoruz.
Kendisine yürekten teşekkür ediyor ve minnettar olduğumuzu belirtmek istiyoruz. İyi ki yollarımız kesişmiş. Artık kendisini yalnızca fizyoterapistimiz olarak değil, ailemizden biri, evladımız ve kardeşimiz olarak görüyoruz.
Turgay Hocamızı benzer sorunlar yaşayan herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederiz. Annelerinizi, babalarınızı, kardeşlerinizi ve çocuklarınızı güvenle emanet edebileceğiniz; mesleğini sevgi, saygı ve büyük bir özveriyle yapan, hastalarının yalnızca bedenine değil, kalbine de dokunan bir fizyoterapisttir.